Çok dilli erişilebilirlik.
Çok dilli bir sitede her sayfanın ve her dil değişiminin bildirilmesi gerekir; aksi hâlde ekran okuyucu metni yanlış dilde seslendirir.
Ekran okuyucular metni seslendirirken bir dil motoru kullanıyor ve o motoru sayfanın dil bildiriminden seçiyorlar. Bildirim yoksa ya da yanlışsa, Türkçe bir metin İngilizce ses motoruyla okunuyor — ve sonuç dinleyen için anlaşılmaz oluyor.
Bu, çok dilli sitelerde en ucuz ve en çok atlanan erişilebilirlik kalemi: tek satırlık bir bildirim, büyük etki. WCAG bunu A seviyesinde şart koşuyor, yani taban seviyede bir gereklilik.
İki düzey bildirim
Bildirim iki yerde gerekiyor ve ikisi farklı şeyi çözüyor.
Birincisi sayfa düzeyi: kök öğe, sayfanın ana dilini bildiriyor. Bu, sayfanın tamamının hangi ses motoruyla okunacağını belirliyor ve her sayfada olmak zorunda.
İkincisi parça düzeyi: sayfa içinde başka bir dilde geçen bölümler ayrıca işaretleniyor. Türkçe bir yazının içindeki İngilizce bir alıntı, bir marka adı ya da bir teknik terim — işaretlenmezse Türkçe ses motoruyla okunuyor ve bozuluyor.
İkinci düzey çok dilli sitelerde özellikle sık gerekiyor: dil seçicideki «Deutsch» ve «English» etiketleri kendi dillerinde ve kendi dilleri bildirilmiş olmalı. Aksi hâlde Türkçe motor onları Türkçe okumaya çalışıyor.
- Kök öğede sayfa dili — her sayfada, istisnasız.
- Dil seçici etiketleri — her biri kendi dilinde ve kendi dili bildirilmiş.
- Yabancı dildeki alıntılar — işaretlenmezse yanlış telaffuz edilir.
- Marka ve ürün adları — genelde işaretlenmez; okunuşları zaten tanınıyor.
- Kod parçaları — dil değil, kod olarak işaretlenmeli.
Dil etiketi biçimi
Kullanılan değer standart bir dil etiketi ve hreflang'dekiyle aynı ailedendir ama tamamen aynı değil: burada bölge kodu genelde gereksiz. Sayfa Türkçeyse iki harflik dil kodu yeterli; Türkiye Türkçesi ile başka bir Türkçe arasında telaffuz farkı yoksa bölge belirtmenin faydası yok.
Bölge kodu ancak telaffuz gerçekten değişiyorsa anlamlı — İngilizcenin Amerikan ve İngiliz varyantları gibi. Onun dışında sade tutmak daha güvenli.
Metin yönü
Sağdan sola yazılan diller — Arapça, İbranice, Farsça — ek bir bildirim gerektiriyor: metin yönü. Bu bildirim olmadan düzen bozuluyor ve okunmaz hâle geliyor.
Yön bildirimi yalnız metni değil düzeni de etkiliyor: kenar boşlukları, hizalamalar ve ok yönleri aynalanıyor. Modern CSS bunun için mantıksal özellikler sunuyor — sol ve sağ yerine başlangıç ve son kullanıldığında düzen yönle birlikte kendiliğinden dönüyor.
Bu sitede üç dilin üçü de soldan sağa olduğu için yön katmanı henüz gerekmedi. Ama mantıksal özellikler kullanılıyor — yani sağdan sola bir dil eklenirse düzen çalışmaya devam ediyor. Bu, ileriye dönük ucuz bir hazırlık.
Denetim
Dil bildirimi eksikliği otomatik araçlar tarafından yakalanabiliyor ve bu, erişilebilirlik denetiminin en kolay kalemlerinden biri. Ama parça düzeyindeki eksiklikler yakalanmıyor — onlar için dinlemek gerekiyor.
- Kök öğede dil var mı — her sayfada; otomatik araçlar yakalıyor.
- Dil kodu doğru mu — yanlış kod, eksik koddan kötü.
- Dil seçici etiketleri işaretli mi — her biri kendi dilinde ve dili bildirilmiş.
- Yabancı alıntılar işaretli mi — dinlemeden anlaşılmıyor.
- Ekran okuyucuyla dinlendi mi — her dil sürümü ayrı ayrı.
- Metin yönü bildirimi gerekiyor mu — sağdan sola dil varsa şart.
Beşinci madde en çok atlanan ve en öğretici olanı: bir Almanca sayfayı Almanca ses motoruyla dinlemek, bildirimin gerçekten çalışıp çalışmadığını gösteren tek yöntem. Kod doğru görünüp yine de yanlış motor seçilebiliyor.
Bu sitede üç dil sürümü de ayrı ayrı denetleniyor ve doğrulama süiti dil bildirimlerini her rotada ölçüyor. Dil seçici etiketleri kendi dillerinde yazılıyor ve dokunma hedefleri mobil kırılımda ayrıca ölçülüyor.
Ve ileriye dönük bir hazırlık: düzen mantıksal özelliklerle kurulu, yani sol ve sağ yerine başlangıç ve son kullanılıyor. Sağdan sola bir dil eklenirse düzen yönle birlikte kendiliğinden dönüyor — bugün gerekmiyor ama maliyeti sıfır olduğu için baştan yapıldı.
Çeviri kalitesi bir erişilebilirlik meselesi
Genelde ayrı başlıklar sayılıyorlar ama kesişiyorlar: kötü çevrilmiş bir metin, bilişsel farklılığı olan bir kullanıcı için orantısız biçimde zor. Karmaşık cümle yapısı, tutarsız terminoloji ve doğrudan çeviriden doğan garip ifadeler, herkesi yavaşlatıyor ama bazı kullanıcıları tamamen durduruyor.
WCAG'in anlaşılabilirlik ilkesi bunu doğrudan konu alıyor: metin okunabilir ve anlaşılabilir olmalı. Bir dilde akıcı olan bir metnin çevirisi o niteliği kaybettiğinde, o dil sürümü erişilebilirlik açısından da geriliyor.
Pratik sonuç: çeviri kalitesine yapılan yatırım, aynı anda erişilebilirlik yatırımı. Kısa cümleler, tutarlı terimler ve sade yapı — üçü de hem çeviri kalitesinin hem okunabilirliğin ölçütü.
Ve bir ölçüm notu: okunabilirlik dile göre farklı hesaplanıyor. Türkçe için geliştirilmiş bir ölçüt Almanca metne uygulanamıyor. Her dil kendi ölçütüyle değerlendirilmeli — ya da daha basit ve daha güvenilir yolla, o dili konuşan biri tarafından okunmalı.
Kapanışta bir ölçü: bu kalemlerin çoğunun maliyeti tek satırlık bir bildirim ve etkisi bir kullanıcı grubunun sayfayı hiç anlayamamasıyla anlayabilmesi arasındaki fark. Erişilebilirlik kalemleri arasında getiri oranı en yüksek olanlardan biri — ve çok dilli sitelerde en sık atlananı.
Son bir kapsam notu: dil bildirimi yalnız ekran okuyucuyu ilgilendirmiyor. Tarayıcının çeviri önerisi, yazım denetimi ve tipografik kuralları — üçü de o bildirimden besleniyor. Yanlış bildirim, tırnak işaretlerinin yanlış biçimde gösterilmesine bile yol açabiliyor.
Yani tek satırlık bir bildirim, dört ayrı sistemi birden doğru çalıştırıyor. Erişilebilirlik gerekçesi tek başına yeterliyken, diğer üçü bonus.